18 Safer 1441 | 17 Ekim 2019 Perşembe

CANLI DİNLECANLI DİNLE

Hayat

Ana Sayfa Haber Hayat

Hicri 15. asrın yeni yılı 1441

Son Güncelleme: 2 EYLÜL 2019 - TSİ 12:17

Müslümanlar için bir dönüm noktası, hicretin başlangıcı olan hicri yıl, Kur’an-ı Kerim’de adı zikredilen Muharrem ayı ile başladı. Bu ayda yapılması tavsiye edilen ibadetleri ve oruç ile ilgili bilgileri haberimizin devamında sunuyoruz.

Hicri Takvim nedir?

Hicri takvim (ay/kameri takvimi), Ay’ın Dünya etrafındaki bir dolanımı sırasında görülen büyüyüp küçülme sürecine dayanmaktadır. İslam dünyasında kullanılan Hicri/Kameri takvim, Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAS.)’in miladi 622 yılında Mekke’den Medine’ye göç etmesiyle başlatılır. Müslümanların günlük, aylık ve yıllık dini ibadetlerinin vaktini belirleyen bu takvimde bir yıl, Kur’an-ı Kerim’de de belirtildiği gibi on iki aydır.

Bu aylar sırası ile şu şekildedir: Muharrem, Safer, Rebiül-evvel, Rebiül-Âhir, Cemâziyel-evvel, Cemâziyel-âhir, Receb, Şa’bân, Ramazân, Şevvâl, Zi’l-kâde ve Zi’l-hicce.

Bir yılı 354 gün olan Hicri takvim, güneş yılından yaklaşık 11 gün eksiktir. Bu eksiklik sebebiyle Miladi takvim, Hicri takvime göre otuz üç senede bir geri kalır. Örneğin Müslümanlar, Ramazan orucunu daima aynı mevsimde değil her mevsime gelecek şekilde değişik günlerde tutarlar. Bu durum Hicri takvimi kullanan Müslüman devletlerin ayrıca güneş takvimi de kullanmaları ihtiyacını ortaya çıkarmıştır.

Neden Hicri Takvim?

Allah(C.C.)’ın Kur’an-ı Kerim’de muhtelif sure ve ayetlerde Güneş, Ay, aylar ve buna göre ibadetlerin bildirmesinin sonucu, Hicri takvim (Ay/Hicret takvimi, Hicri/Kameri takvim) İslâm âleminin dini takvimi olarak kabul edilmiştir. Bu sebeple Müslümanların ibadet vakitlerinin Güneş’in konumuna ve Ay’ın evrelerine göre belirlenmesi hususunun önem kazanması ile Müslümanları vakit hesaplamalarında ileri bir seviyeye getirerek astronomide öncü bir rol oynamalarını sağlamıştır.

Yüce Allah (C.C.) Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

‘‘ Gökleri görebileceğiniz (veya görüp durduğunuz gibi) bir direk olmaksızın yükselten, sonra Arş’ı hükmü altına alan, her biri belli bir vakte kadar ak(ıp hareket ed)en güneş ve ay(ı emrine gör)e boyun eğdiren, işleri (düzenli bir şekilde) yöneten Allah’tır...’’     Rad Suresi 2. Ayet

‘‘ (Resulüm!) Sana hilâl halindeki (yeni doğan) ayları sorarlar. De ki: ‘‘Onlar, insanlar ve (özellikle) hac için vakit ölçüleridir...’’      Bakara Suresi 189. Ayet                    

Kur’an-ı Kerim, mesajının tamamı Ay Takvimi esasına göre inmiştir. Her biri zaman mefhumuna dayalı olan İslami kavramlar, Ay Takvimine göre düzenlenmiştir. Temel ibadetlerimizden Haccın ifâsı, orucun ne zaman başlayacağı ve biteceği, mübarek kandiller ve bayramlarımız, hangi gece veya gündüzlerin diğer gecelerden üstün olduğu veya feyiz ve bereket açısından daha önemli olduğu Hicri Takvim esasına göre belirlenmiştir. ‘‘Dolayısıyla Müslümanlar da hayatlarında yer teşkil eden önemli tarihleri Hicri Takvime göre belirlemeli ve Hicri Takvime göre törenlerini düzenlemelidirler. Dualarını ve hediyeleşmelerini o günlerde artırmalıdırlar.’’    

İbadetlerin zamanında takvimin önemi ve Müslüman ilim adamları

İslâm dini, zamanın değerlendirilmesinde, günün planlanmasına verdiği önem nedeniyle Müslümanların günlük, haftalık ve yıllık ibadetlerini belli bir intizam altına almış ve bu şekilde kişinin hayatını en verimli şekilde geçirmesini hedeflemiştir. Kur’an-ı Kerim’de, gökler, yıldızlar, Ay, Güneş vb. ile ilgili olan ifadeler Müslümanların astronomiye alaka duymasını sağlamıştır. Örneğin birden fazla ilim dalı ile ilgilenen Fergânî, Battânî, El-Bîrûnî, İbn el-Heysem ve Nasirüddîn Tûsî gibi birçok Müslüman ilim adamları Ay ve Güneş hareketlerini ilgi ve hassasiyetle takip etmişlerdir. Gerek ibadet vakitlerinin belirlenmesi için takvim çalışmaları gerekse kıble yönünün bulunması için yapılan yön tayini çalışmaları ve astronomi araştırmaları İslam’ın ilk dönemlerinden itibaren hız kazanmıştır.

İslamiyet’ten önce kullandıkları Kameri takvime alışık olan Müslümanlar, kısa sürede farklı coğrafi bölgelere yayılmışlar ve buralarda güneşe dayalı yeni takvimleri tanımışlardır. Güneşe dayalı bu takvimlerin bazıları, İslam tarihi boyunca tarım işleri ve devlete ait bazı idari meselelerle ilgili olarak bugüne değin kullanılagelmiştir.

Dört muhterem ay

Kur’an-ı Kerim’de Ayet-i Kerimelerde geçtiği için şer’i bakımdan büyük bir açıklıkla, kesinlikle ifade edilmiş olduğuna göre bir sene 12 aydan meydana gelmektedir. Senenin dört ayı çok mübarek, muhterem ve hürmetine riayet edilmesi gereken aylardır: Zi’l-ka’de, Zi’l-hicce, Muharrem, Receb. Bu dört haram ayın üç tanesi peş peşedir: Zi’l-ka’de, Zi’l-hicce ve Muharrem ayları. Bu aylardan Zi’l-ka’de on birinci, Zi’l-hicce on ikinci, Muharrem birinci ve Receb yedinci ay. Hac mevsimi bu aylarda başlamaktadır.

Muharrem ayı ve orucu

Muharrem ayı dini açıdan çok önemli bir aydır. Zira dört muhterem, haram aylardan da bir tanesi olduğu için, Kur’an-ı Kerim ile tescil edilmiş bir muhteremliği, mübarekliği olduğu için önemli bir aydır. Peygamber (SAS.) Efendimiz de muhtelif Hadîs-i Şeriflerinde bu ay ile ilgili şunları buyurmaktadır;

‘Kim Muharrem ayı içinde bir gün oruç tutarsa tuttuğu her gün için 30 gün oruç tutmuş gibi sevap verilir.’’

‘‘Bir insan geçmiş senenin son günü olan Zi’l-hicce ayının sonuncu gününü oruçlu geçirirse giden seneyi oruç ile kapatmış olur ve gelen seneyi oruçla başlatmış olur. Allah böyle bir davranışın için 50 yıllık kefaret vesilesi eyler.’’

Aşure Günü

Muharrem ayına önem kazandıran hususlardan biriside Aşure günü olarak bilinen 10. günüdür. Bu günde oruç tutulması ile ilgili pek çok rivayet mevcuttur. Ve bizzat Peygamber (s.a.s) Efendimiz o gün oruç tutarak örnek teşkil etmişlerdir. Bu konu ile ilgili Hadîs-i Şerif şöyledir:

‘‘Aşure günü orucunun, bir önceki yılın günahlarına kefaret olmasını Allah’tan umarım.’’

Aşure orucunun hükmü nedir?

‘‘Aşure Orucunun Hükmü Nedir?’’ diye sahabe-i kiram efendilerimizden İbn Abbas (r.a)’a sorulduğunda: ‘‘Peygamber (SAS.) Efendimizin, faziletini umarak, öteki günlerden daha faziletli diyerek, riayet ederek, bugünden başka bir gün oruç tuttuğunu bilmiyorum. Bugün için bu faziletlidir diyerek tutardı. Aylar içinde de Ramazan orucunu tutardı.’’ diye buyuruyor.

On Peygambere On İkram

Bugüne ‘aşure’ denmesinin sebebi, Muharrem ayının onuncu gününe denk gelmesi. Allah (c.c) aşure gününde on peygamberine ikram ve ihsanlarda bulunuyor:

  • Allah, Hz. Musa’ya bu günde mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.
  • Cudi Dağı’nın üzerine Hz. Nuh gemisini demirledi.
  • Balığın karnından Hz. Yunus, bu günde kurtuldu.
  • Hz. Âdem’in tövbesi kabul edildi.
  • Hz. İsa, aşure günü dünyaya geldi ve o gün yine semaya yükseldi.
  • Kardeşlerinin attığı kuyudan Hz. Yusuf bu günde çıkarıldı.
  • Hz. Davud(a.s)’un tövbesi kabul edildi.
  • Hz. İbrahim’in oğlu Hz. İsmail (a.s) doğdu.
  • Hz. Yusuf’un hasretinden dolayı gözleri kapanan Hz. Yakub (a.s)’un gözleri görmeye başladı.
  • Hz. Eyyûb, hastalığından o gün şifaya kavuştu.

 

1441 Hicri yılınızı tebrik ederiz.

AKRA