İSTANBUL'UN FETHİ ÖZEL PROGRAMLARI SES DOSYALARI


İstanbul’un fethinin 553. yıldönümünü, 29 Mayıs Pazartesi günü AKRA FM’de yoğun bir yayın akışıyla kutlandı.

"İstanbul elbette feth olunacaktır. O'nu fetheden komutan ne güzel komutan ve O'nun askeri ne güzel askerdir!..." hadisi şerifine mazhar olan, Osman Gazi’nin “İstanbul’u aç, gülzâr eyle millete…” vasiyetini yerine getiren, “Ya ben İstanbul’u alırım, ya İstanbul beni…” azminde olan Fatih Sultan Mehmed Han’ın hayatı ve açtığı çığırlar; Fatih’i yetiştiren ve hayatına yön veren ilim ehli; tarihten günümüze fethin anlamı ve önemi, 29 Mayıs Pazartesi günü, yoğun bir yayın akışıyla AKRA FM’de anlatıldı.

İSTANBUL'UN FETHİ ÖZEL PROGRAMLARI SES DOSYALARI

Fetih Özel Sohbeti
Prof. Dr. Mahmud Es’ad Coşan (Rh.A.) Hocaefendi’nin 29 Mayıs 1990 tarihinde İstanbul’da yaptıkları “Fatih Sultan Mehmed Han ve Fetih Ruhu” konulu konferansı dinleyenlerin istifadesine sunuldu.

Konferanslar - Fetih Özel Sohbeti
Prof. Dr. M. Es’ad Coşan (Rh.A.) Hocaefendi’nin 29 Mayıs 1995 tarihinde Fırat Kültür Merkezi’nde verdikleri “Fatih ve Fethin Anlamı” konulu konferansı dinleyenlerin istifadesine sunuldu.

• Gurbet Sohbetleri Fetih Özel - 1
Prof. Dr. M. Es’ad Coşan (Rh.A.) Hocaefendi’nin 29 Mayıs 1999 tarihinde Avustralya'da verdikleri “Fatih'in Kişiliği ve Fetih Ruhu” konulu konferansın 1. bölümü dinleyenlerin istifadesine sunuldu.

• Gurbet Sohbetleri Fetih Özel - 2

Prof. Dr. M. Es’ad Coşan (Rh.A.) Hocaefendi’nin 29 Mayıs 1999 tarihinde Avustralya'da verdikleri “Fatih'in Çevresi ve Fetih Ruhu” konulu konferansın 2. bölümü dinleyenlerin istifadesine sunuldu.

Hayat Mektebi Fetih Özel
Fatih Sultan Mehmed Han’ın edebi yönü anlatılıp, şiirlerinden bazıları seslendirildi.


Erenler Kervanı Fetih Özel
Fatih Sultan Mehmed Han’ın hayatı, açtığı ufuklar ve yaşadığı devir anlatılmaktadır.

Erenler Kervanı Fetih Özel - 2
İstanbul’un fethinin manevi mimarlarından Akşemseddin Hazretleri’nin hayatı konu ediniliyor.


Fatih ve Fetih Ruhu
Fatih Sultan Mehmed’in şahsiyeti, tarzı, etkilendiği ilim ehli, fethin ruhu anlatılmaktadır.

İrfan Saati Fetih Özel - 1
Fatih Sultan Mehmed’in hayatı, fethe hazırlığı, fethin nasıl gerçekleştirildiği ve sonrasında yaşananların yer aldığı programda ayrıca yabancı düşünürlerin Fatih hakkında söyledikleri aktarılıyor.

• İrfan Saati Fetih Özel - 2      • İrfan Saati Fetih Özel - 3      • İrfan Saati Fetih Özel - 4

• Genç Akra Fetih Özel Programı


Tarihten İzler Fetih Özel
Programda Fatih Sultan Mehmed Han’ın hayatı, tahta çıkışı ve İstanbul’u nasıl fethettiğinden bahsedilmektedir.

Zirve 10 Fetih Özel
Mehter ve fetih konulu programda seçilmiş eserler dinleyenlere sunulmaktadır.
 

v v v
 

TARİHTEN İZLER İSTANBUL'UN FETHİ ÖZEL PROGRAMI YAZILI METNİ

30  REBİÜLAHİR 1427 -  29 MAYIS 2006 PAZARTESİ - FATİH SULTAN MEHMED'İN HAYATI VE TAHTA ÇIKIŞI
 
Tarihten İzler'den merhaba sevgili dinleyiciler. Tarihler Hicri Takvim'e göre, 30 Rebiülahir 1427'yi, Miladi Takvim'e göre ise 29 Mayıs 2006 Pazartesi'yi gösteriyor.
Tarihten İzler'de bugün İstanbul'un fethinin 553. yılı dolayısyla tarihe damgasını vurmuş bir şahsiyeti, yaptığı fetihle Orta Çağ'ı kapatıp, Yeniçağ'ı açan, "Cihan İmparatoru Fatih Sultan Mehmed Han’ın hayatını ve İstanbul'u nasıl fethettiğini anlatmaya çalışacağız sizlere…

Fatih Sultan Mehmed,  Miladi 29 Mart 1432'de, Hicri 26 Recep 838’de Edirne’de doğdu. Babası Sultan İkinci Murad, annesi Huma Hatun'dur. Tarihin en büyük ulemalarından biri olan Fatih, yedi yabancı dil biliyordu. "İnce yüzlü, uzunca boylu, dolgun vücutlu"  olup, seyrek güler, yüzüne bakıldığında hürmet ve korku telkin ederdi. Âlim, şair ve sanatkârları sık sık toplar ve onlarla sohbet etmekten çok hoşlanırdı. Hocalığını da yapmış olan Akşemseddin, Fatih Sultan Mehmed'in en çok değer verdiği âlimlerden biri idi.

Fatih Sultan Mehmed'in biraz kişiliğine değinecek olursak, herşeyden önce çok soğukkanlı ve cesurdu. Bunun yanısıra, ,eşsiz bir komutan ve idareciydi. Okumayı çok severdi. Şair ve açık görüşlüydü. Azim ve irade sahibiydi. Temkinli ve verdiği kararları kesinlikle uygulayan bir kişiliği vardı. Devlet yönetiminde oldukça sertti. Savaşlarda çok cesur olur, bozgunu önlemek için ileri atılarak askerleri savaşa teşvik ederdi.

Fatih Sultan Mehmed işte bu özelliklere sahip büyük bir hükümdardı.  Şimdi isterseniz bir çağı kapatıp başka bir çağın açılmasını beraberinde getiren İstanbul'un fethini anlatalım sizlere.

Henüz 19 yaşındayken, 1451 yılında tahta oturan genç Hakan, padişah, olduktan sonra ilk iş olarak, devamlı ayaklanma çıkaran Karamanoğlu Beyliğine karşı sefere çıkarak bozguna uğrattı.  Ancak Fatih'in en büyük amacı İstanbul’u almaktı. Zira Peygamber Efendimiz (sav) 'in fethini müjdelediği İstanbul'un Osmanlı Devleti'nin hâkimiyeti altında girmesi, ticari ve kültürel yönden önemli bir avantajın daha ele geçirilmesi demekti. Boğazlar tam anlamıyla denetim altına alınacak ve bu sayede, Karadeniz ticaret yolları ele geçirilmiş olacaktı.

Karamanoğulları meselesini çözen Fatih Sultan Mehmed, İstanbul'un fethi için gerekli hazırlıklara başladı. Edirne'de  "Şahi" adı verilen toplar döktürüldü, tekerlekli kuleler ve havan topu üretildi. Yaptırılan bu büyük toplar İstanbul'un fethedilmesinde önemli rol oynadı. Yıldırım Bayezid'in İstanbul kuşatması sırasında yaptırdığı Anadolu Hisarının karşısına, Rumeli Hisarı (Boğazkesen) inşa edildi. Bu sayede Boğazlar'ın kontrolü sağlanacak, deniz yoluyla gelebilecek yardımlara karşı önlem alınmış olacaktı. Bunun yanısıra, 400 parçadan oluşan bir donanma inşa edildi.

Fatih Sultan Mehmed, hazırlıklar tamamlandıktan sonra, Bizans İmparatoru Konstantin'e bir elçi göndererek, kan dökülmeden şehrin teslim edilmesini istedi. Fakat İmparatordan gelen "savaşa hazırız" mesajı üzerine, İstanbul'un kara surları önüne gelen Osmanlı ordusu, 6 Nisan 1453'de kuşatmayı başlattı.

Osmanlı donanması ise Haliç'in girişinde ve Sarayburnu önünde demirlemişti. Ordu; merkez, sağ ve sol olarak üç kısma ayrıldı. 19 Nisan'da yapılan ilk saldırıda, tekerlekli kuleler kullanıldı ve bu saldırı ile Topkapı surlarından burçlara kadar yanaşıldı. Osmanlı ordusundaki er sayısı 150.000 ile 200.000 arasındaydı. 6 Nisan'da başlayan kuşatma, 22 Nisan'da Fatih'in donanmayı Beşiktaş’tan kızakla Haliç'e indirmesiyle çok şiddetli bir duruma girdi.  29 Mayıs 1453'te yapılan son taarruzla İstanbul alındı.  Bu fetihle, Ortaçağ kapanırken, Yeniçağ başlamış oldu.

Beyaz bir at üzerinde ve muhteşem bir alayla Topkapı'dan şehre giren Fatih Sultan Mehmed, doğruca Ayasofya'ya gitti. Kapıya gelince attan inip, secdeye vardı. Mabedi temizletti, tasvirlerden kurtardı ve ilk Cuma namazını orada bütün gazilerin sevinç ve heyecanları içinde kıldı. Daha sonra Ayasofya'nın kıyamete kadar cami kalmasını yazılı vasiyet ve vakıf eyledi. 1481 yılına kadar hükümdarlık yapan ve 25 sefere katılan Fatih böylece, 100 yıllık Doğu Roma İmparatorluğunu ortadan kaldırarak" Fatih" ünvanını aldı.

Peygamberimiz Hz.Muhammed (sav) 'in hadisi şerifinde müjdelediği İstanbul'un fethini gerçekleştiren büyük komutan olmayı başaran Fatih Sultan Mehmed, yüksek yeteneği ve dehasıyla dost ve düşmanlarına gücünü kabul ettirmiş bir Türk hükümdarıydı. Orta Çağ'ı kapatıp, Yeniçağ'ı açan Cihan İmparatoru Fatih Sultan Mehmed Han’ın, 1481 senesi ilkbaharında üç yüz bin kişilik bir ordunun başında yeni bir sefere çıktı. Ancak," Hünkâr çayırı" adı verilen yerde hastalandı ve çok geçmeden 3 Mayıs 1481'de vefat etti. Naşı, Fatih'te adına yaptırdığı caminin bahçesine defnedildi. Daha sonra üzerine türbe yapıldı.


v v v


ERENLER KERVANI İSTANBUL'UN FETHİ ÖZEL PROGRAMI YAZILI METNİ

FATİH SULTAN MEHMED

1432–1481 yılları arasında yaşamış yedinci Osmanlı padişahıdır. 1444 ve 1451 yıllarında iki kez tahta çıkmış ve toplam otuz bir yıl tahta kalmıştır. Küçük yaştan itibaren eğitimine büyük önem verilen Şehzade Mehmed, Molla Yegan, Akşemseddin, Molla Gürani ve Molla Ayas gibi devrin önde gelen bilginleri tarafından yetiştirildi. Dönemin geleğine uygun olarak devlet yönetiminde tecrübe kazanması için Manisa Sancakbeyliğine tayin edildi. Mükemmel bir eğitimle, matematik, geometri, hadis, tesir, fıkıh, kalem ve tarih bilimleri tahsil etti. Tebasına kendi dili ile hitap etmek için Arapça, Farsça, Latince, Yunanca ve Sırpca öğrendi. Kudretli bir asker olduğu kadar geniş görüşlü bir fikir adamı olarak yetişti. Edebiyatla da ilgilenen Fatih, şiirde devrinin üstadları arasında yer aldı ve “Avni” mahlasıyla edebi değeri yüksek şiirler yazdı. Sarayda yazılan ilk divan Fatih’e aittir.

Fatih Sultan Mehmed, Manisa Sancakbeyi iken babası Sultan II.Murad’ın tahttan çekilmeye karar vermesi üzerine padişah ilan edildi. Tahtta çocuk yaşta birinin olmasından cesaretlenen Avrupa devletleri, Osmanlı topraklarını taciz etmeye başladılar. Osmanlılar’ı Avrupa’dan atmak için büyük bir haçlı ordusu hazırladılar. Bunun üzerine Sultan II.Murad ordunun başına geçti ve Varna Meydan savaş’ında Haçlı Ordusunu yenilgiye uğrattı. Bu savaştan sonra Sultan II.Murad tekrar devletin başına geçti. Fatih Sultan Mehmed Manisa’ya gönderildi. İkinci şehzadelik döneminde de yine dönemin önemli bilginlerinden ders almayı sürdürdü.

Sultan II.Murad’ın vefatı üzerine Fatih Sultan Mehmed başkent Edirne’ye gelerek ikinci kez tahta çıktı. Tahta çıktığında ilk işi İstanbul‘un fethine ilişkin şehzadeliği dönemlerinden beri tasarladığı planları uygulamak oldu. Önce Anadolu Hisarı’nın karşısına Rumeli Hisarı’nı yaptırdı. Bir yandan da Avrupa’da görülmemiş büyüklükte toplar ısmarladı ve bir donanma kurdu. Saldırı gününde komutayı doğrudan üstlendi.

Konstantiniyye'nin Fethi'nde başarı te’min eden hususlardan başlıcası, Türk ordusunun üstünlüğü ve Fatih'in askeri keşifleri ve dehasıdır. R.Sedillot diyor ki: "Ortaçağ'a nihayet veren Türkler, yeni bir harp tekniği ortaya koyarak bundan faydalandılar... "Bizans'ın Fethinde kullanılan uçan alev füzeleri, ilk defa Türkler tarafından Bizans'a karşı kullanılmıştır. Fatih'in Bizans'ın fethinde sonderece gelişmiş savaş teknolojisi kullandığı bilinmektedir. Türk düşmanlığı ile tanınan Fransız bilgin Güstav Şlomberje diyor ki:
"Sultan ikinci Mehmed, tarihde gerçek bir topçu parkına malik olan ilk hükümdardır... "Paul Lemerle, Babinger'in Fransızca tercümesinde" Fatih Mehmed, 30 yıl boyunca, bütün Hristiyan alemine bir ürperiş telkin etmiştir."

Katolik ve Ortodoks mütefekkirlerden olan Kritovulos der ki:
"Sultan, en keskin zekâlı filozoflardan biridir. "Bizler Fatih'i ve Fethi Mübin'i anlamaya çalışalım, Fetih'te henüz 21 yaşında olan Fa tih'i Zorro Doflin şöyle tasvir etmektedir: "Nadiren güler. Zekâsı daimi bir çalışma halindedir... Fakat projelerinde çok inatçı ve her işte fevkalede atılgan ve cür'etkardır...  Kesin konuşur. Kimseden çekinmez. Zevk ve safadan uzaktır. Türkçe, Yunanca ve Sırpça'yı iyi konuşur... Hergün bir müddet okur... Büyük bir Avrupa haritasını yanından eksik etmez. Askeri ve coğrafi ilimleri büyük bir zevkle tetebbu eder. "P.Faure, La Renaissance" de; Rönesans Fatih'in 1453'te Bizans'ı Fethi ile başlar... Fatih, Rönesans'ın en büyük mecene'lerinden biridir... Rönensans, Fatih'in, II.Bayezid'in,  Yavuz'un toleransına çok şey borçludur... der.

Fatih'in Bizans'ı Fethi, Avrupalıların aklını başlarına toplamasına vesile olmuştur. Avrupa'da yaşanan kilise ve özellikle Ortodoks kilise taassubu ciddi manada gözden geçirilmeye başlanmıştır. Fetihte kullanılan savaş tekniği Avrupalının ufkunu açmıştır. Birçok tarihçi onu, dünya tarihinin en büyük şahsiyeti olarak ileri sürmüşlerdir. Bir Fetih ki; Peygamber (Sallalahu Aleyhi ve Sellem)' in müjdesine mazhar oluyor, bir Fetih ki; Orta çağı kapatıyor, Yeniçağı başlatıyor. Bir Fetih ki Dünyanın gidişatını değiştiriyor, Avrupa’da Rönesans' ın başlamasına yol açıyor. Bütün bunları yapan; "... ne güzel komutan, O’nun askeri ne güzel askerdir."

1453 yılının 29 Mayıs günü muzaffer Hükümdar Fatih İstanbul'a giriyordu. Yolun iki tarafınada sıralanmış Bizans kızları O’na çiçekler yağdırıyor, İstanbul halkı üzengisini öpmek için birbiri ile yarışıyordu. O Bizans halkı ki Türk'ün adaletini çok daha önceden tanımış, Batı'nın yardım talebi karşısında "Biz Bizans sokaklarında katolik külahı görmektense osmanlı sarığı görmeyi tercih ederiz" diyorlardı.

İstanbul’un fethinden sonra Tuna’ya kadar hakim olmaya ve Sırp sorununu çözmeye yöneldi. Sırbistan’ın Osmanlı hâkimiyetine girmesini sağladı. Fetih hareketlerine devam ederek Cenovalılar’ın ticari limanı Kele’yi ve önemli bir üs olan Amasra’yı ele geçirdi. Ardından Sinop’u alarak Candaroğulları’na, Trabzon’u alarak Pontus Devleti’ne son verdi. Midilli Adası’nı Osmanlı topraklarına kattı. Bosna-Hersek’in fethini tamamladı. Tuna güneyindeki Balkanları Osmanlı idaresinde birleştirdi. Karamanlılar’dan Konya ve Karaman’ı alarak Karaman Eyaleti’ne dönüştürdü. Venedikler’den Eğriboz Adası’nı aldı. Ayrıca Alaiye (Alanya) Beyleri’nin egemenliğine son verdi. Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan’ı Otlukbeli Savaşı’nda yenerek Anadolu’yu kesin olarak Osmanlılar’a bağladı. Daha sonra Batıya yönelerek bazı Cenova kalelerini fethetti ve Kırım Hanlığı’nı Osmanlılar’a bağladı. Arnavutluk’u ele geçirdi. Güney İtalya’daki Otranto Osmanlılar’ın eline geçti. Bunun üzerine Papalık büyük bir telaşa kapıldı. Yeni bir haçlı seferinin düzenlenmesi için Avrupa devletlerine çağrıda bulundu. Fakat Avrupa devletleri buna cesaret edemediler.

Benzerine çok rastlanmayan son derece yoğun bir eğitimden geçen Fatih Sultan Mehmed, daha çocukluğundan itibaren büyük ber devlet adamı olmak üzere yetiştirildi. Üstün bir komutanlık özelliğine sahipti. Çok iyi teşkilatlanmış ordusunu savaşlarda en iyi şekilde kullandı. Yapacağı seferlerden en yakınlarını bile haberdar etmez ve bunların gizli kalmasına son derece özen gösterirdi. Topçuluğa gerekli önemi veren ilk padişahtır. Fatih’ten önce top, bütün dünyada sesiyle düşmanı ürkütmesi için kullanılırdı. Büyük kaleleri yerle bir edeceği ve meydan muharebelerinde önemli rol oynayacağı hiç düşünülememişti. Fatih bütün bunların akıl ederek o tarihe kadar görülmemiş sayı ve çapta top yapılmasına yöneldi. Topların balistik ve mukavemet hesaplarını kendisi yaptı. Dünya çapında bir devlet kurma fikrine yürekten inanmıştı. Bu idealin gerçekleşmesi için ömrünü fetihlerde geçirdi. 30 yıl süren saltanatı boyunca ikisi imparatorluk, altısı prenslik, beşide dukalık olmak üzere irili ufaklı 17 devletin topraklarını fethetti. Karadeniz’i bir Türk denizi haline soktu, bütün Balkan yarımadasını elegeçirdi ve Ege’de bazı adaları aldı. Babası Sultan II.Murad’dan devraldığı Osmanlı Devleti’nin topraklarını 2,5 katına çıkardı.

Fatih Sultan Mehmed, fetihleriyle olduğu kadar, devlete düzenli sürekli bir yapı kazandırmak için getirdiği düzenlemeler açısından da Osmanlı tarihinde önemli bir yer tutar. Fatih kanunnamesi’yle yönetim, maliye ve hukuk alanlarında kurallar koyarak devletin işleyişini düzenledi. Geniş görüşlü ve açık düşünceli bir padişah olarak kültür ve sanat alanında gelişmeye öncülük etti. İnsanlara, inançları konusunda eşi görülmemiş bir hoşgörü gösterdi. İstanbul’u aldıktan sonra İtalyan hümanistleri ve Rum bilginlerini sarayında topladı. Ortodoksluğun tek ve en büyük koruyucusu oldu. Patrik, Osmanlı protokülüne göre vezir rutbesine eş tutuldu.

Patrik II.Gennadios’a Hristiyan inancının temel ilkelerine ilişkin bir eser hazırlattı ve Osmanlıca’ya çevirtti. Fatih Camii’nin çevresinde kurduğu sekiz medrese, İslam ilimleri alanında yüz yıl boyunca imparatorluğun en önemli öğretim kurumu oldu. Zaman zaman “ulema” adı verilen İslam ilahiyatçılarını bir araya toplayarak onların tartışmalarını dinlerdi. Bilginlere karşı büyük yakınlık gösterir, onlara saygı ile davranırdı. Osmanlı İmparatorluğu Fatih’in hükümdarlığı zamanında matematik, astronomi ve ilahiyat alanında en yüksek düzeye erişti.

Fatih Sultan Mehmed, 1481 ilkbaharında yeni bir sefere çıkarken Gebze yakınlarında vefat etti. Bazı araştırmacılara göre zehirlenerek öldürülmüştür.