İBN-İ SİNA ÖZEL PROGRAMLARI SES DOSYALARI


Büyük İslam düşünürü, Tıp ilminin önde gelen âlimi ve en önemli sistem filozofu İbn-i Sina’yı AKRA FM’de özel yayın akışıyla anıldı.

İslam dünyasında “Eş- Şeyhür Reis”, Batı’da ise “Avicenna” olarak ünlenen İbn-i Sina’nın hayatı AKRA FM’de yayınlandı…

Mantıkta 8, tabii ilimlerde 5, deneysel psikolojide 6, aklî psikolojide 3, metafizikte 7 olmak üzere 29 meselede asırlar boyu Batılı düşünürlere öncülük eden bu önemli ilim adamımızı, İbn-i Sina Haftası vesilesiyle daha yakından tanıyalım…

İBN-İ SİNA ÖZEL PROGRAMLARI SES DOSYALARI

• Hadisler Deryası Özel
Prof. Dr. Mahmud Es’ad Coşan (Rh.A.) Hocaefendi’nin 13 Ocak 1985 tarihinde yaptıkları “İslam’da İlmin ve Alimin Önemi” konulu sohbeti...

İbn-i Sina Belgeseli
İbn-i Sina’nın hayatı ve ilmi çalışmalarının yanı sıra İslam’ın ilme verdiği önem anlatılan Hasip Sönmez’in hazırlayıp Erol Eren’in seslendirdiği belgesel... 

• İbn-i Sina Özel Söyleşisi - 1
Gülsen Güler'in ev sahipliğinde İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Mahir Alper'in katıldığı söyleşide, “İbn-i Sina’nın Düşünce Dünyası” konusu dinleyenlerle paylaşıldı.

İbn-i Sina Özel Söyleşisi - 2
Ömer Faruk Tuna'nın ev sahipliğinde, Marmara Üniversitesi Türk Dini Musikisi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Hakkı Turabi'nin katıldığı söyleşide, “İbn-i Sina’nın Kitabu’s-Şifa’sında Musiki” konusu işlendi.

• İrfan Saati İbn-i Sina Özel
Ayşe ve Esra Engin’in hazırlayıp Büşra Ünsal’ın sunduğu programda İbn-i Sina’nın başta Batılı düşünürler olmak üzere tüm dünyada ilim camiasına etkileri aktarıldı.


Tarihten İzler İbn-i Sina Özel
Ünlü İslam düşünürünün kısaca hayatı yer alıyor.
 

v v v

İBN-İ SİNA
 

Hazırlayan: Hasip Sönmez

Asıl adı Ebû Alî el-Hüseyn b. Abdillâh b. Alî b. Sînâ'dır.  İslâm Meşşâî okulunun en büyük sistemci filozofu, Ortaçağ tıbbının Önde gelen temsilcisidir.

Yaklaşık hicri 370 (miladi 980-81) yılında Buhara yakınındaki Efşene köyünde doğdu. Talebesi Ebû Ubeyd el-Cûzcânî'ye yazdırdığı hayat hikayesiyle Cûzcânî'nin verdiği ilâve bilgilerin İbnü'l-Kıftî ve İbn Ebû Usaybia tarafından nakledilmesi sayesinde diğer İslâm filozoflarına nisbetle hakkında daha fazla bilgi bulunmaktadır. İslâm dünyasında İbn Sînâ künyesiyle meşhur olup bilim ve felsefe alanındaki eşsiz konumunu ifade etmek amacıyla Ortaçağ âlim ve düşünürleri tarafından kendisine verilen "eş-şeyhü'r-reîs" unvanı ile de bilinir. Ayrıca "hüccetü'1-hak, şerefü'1-mülk, ed-düstûr" gibi vasıflarla da anılmıştır. Batı'da genellikle Avicenna olarak bilinmekte ve "filozofların prensi" diye nitelenmektedir.

Aslen Belh’li olan İbn-i Sinâ’nın babası Abdullah, Samanoğulları hükümdarlarından II. Nuh döneminde sarayla ilişki kurmuş, maliyede yüksek görevler almış, bir görevle Afşan'da iken evlenmiştir.  İbn-i Sina'nın babası Abdullah İyi bir öğrenim görmüş ve evi felsefe, geometri ve Hint matematiğiyle ilgili konuların tartışıldığı bir merkeze dönüşmüştü.Kendisini bu tartışmaların içinde bulan İbn-i Sina erken denebilecek bir çağda felsefî konulara aşinalık kazandı.

İbn-i Sinâ, daha çocukluğunda, çevresini hayrete düşüren bir zekâ ve hafıza örneği göstermiş, küçük yaşta çağının bütün, ilimlerini öğrenmişti. Gündüz ve gece okumakla vakit geçirir, mum ışığında saatlerce, çoğu zaman sabahlara kadar çalışırdı. Pek az uyurdu. Kafası öylesine doluydu ki, uyanık iken çözemediği bir takım meseleleri uykusunda çözer ve uyandığı zaman cevaplandırılmış bulurdu.

İbn-i Sînâ, çoğu fizik, astronomi ve felsefeyle ilgili olarak 270 civarında eser yazmıştı. Farsça olan birkaçı dışında bunların hepsi Arapça'dır. Çünkü o devirde ilim eserlerini Arap diliyle yazmak âdetti. Arapçaya bu bakımdan değer verilirdi. Bilhassa tıp ilmine dair araştırmaları son derece orijinal ve doğrudur. Bu yüzden doğu ve batı hekimliğine kelimenin tam anlamıyla, 600 yıl, hükmetmiştir. Kendisinden sonra yetişen Gazâli, Fârabî'yi' ondan öğrenmiştir. Düşünce ve anlayış bakımından İbn-i Sina, Farabî ile İmam Gazâlî arasında bir köprü vazifesi görür.

Eserleri Batı dillerine Latince yoluyla çevrilerek Avicenna (Avisen) diye şöhrete ulaşan İbn-i Sinâ’yı batılılar Hâkim-i Tıb, yani hekimlerin piri ve hükümdarı olarak kabul etmişlerdir. 16 yaşındayken pratik hekimliğe başlayan İbn-i Sinâ, resmî saray doktorluğu da yapmıştır.

Matematik, geometri, astronomi, mantık, felsefe, fizik, kimya, farmakoloji, edebiyat ve arkeoloji alanlarında geniş araştırmaları vardır. İbn-i Sînâ, tıp araştırmaları yaparken bazı hastalıkların bulaşmasında göze görünmeyen birtakım yaratıkların etkisi olduğunu, yani mikropların varlığını sezmiş ve bu bilinmeyen mahluklardan eserlerinde sık sık bahsetmiştir. Mikroskobun henüz bilinmediği bir devirde böyle bir yargıya varmak çok ilginçtir.

İbn-i Sina’nın Kanûn adlı eseri XII. yüzyılda Latince’ye çevrildi ve Batı tıp aleminde bir patlama tesiri yaptı. Roma’nın Galen’i de, Er Razi’de ilimde eriştikleri tahtlarından indirildiler ve çağın Fransa’sının en meşhur tıp fakülteleri olan Montpellier ve Lauvain Üniversiteleri’nin temel kitabı Kanûn oldu. Durum XVII. yüzyılın ortalarına kadar böyle devam etti ve İbn-i Sina, 700 yıl Avrupa’nın tıp hocası oldu. Altı yüzyıl önce Paris Tıp Fakültesi’nin kütüphanesinde bulunan 9 ana kitabın en başında İbn-i Sina’nın Kanûn’u yer almıştır.

Bugün hala Paris Üniversitesi’nin tıp fakültesi öğrencileri St. Germain Bulvarı yanındaki büyük konferans salonunda toplandıklarında iki Müslüman doktorun duvara asılı büyük boy portresiyle karşılaşırlar. Bu iki portre, İbn-i Sina ve er-Razi’ye aittir.

Kıymetli AKRA FM dinleyenleri İbn-i Sina bir çok buluş ve yeniliklerin sahibidir. Mantık ta 8, tabii ilimlerde 5, deneysel psikolojide 6, aklî psikolojide 3, metafizikte 7 olmak üzere 29 meselede Avrupalı düşünürlere öncülük yaptı.

O’nun tıptaki hizmetleri tek kelime ile büyüktü. Hem de yüzyıllarca tıp dünyasına ışık tutacak kadar. Asırlar öncesinde hastalıkları bulaşıcı, irsi (kalıtımlı) ve psikosomatik olmak üzere üç kısma ayırmıştı.

Ömrünün son yıllarında astronomiye eğildiği, 24 Mayıs 1032 de çıplak gözle Venüs’ün Güneşin önünden geçişini rasat ettiği ve yazdığı, yıldız falcılığı denilen astrolojiye karşı olduğu bilinen özellikleridir.

İbn-i Sîna yakalandığı, uzun süren bir iltihaplanmadan mütevellit sindirim sistemi rahatsızlığını ve sehc denilen, insan cildini soğan zarı gibi soyan cilt rahatsızlığını tedavi etmeye çalışırken 21 Haziran 1037 tarihinde, 57 yaşında iken Hemedan’da vefat etti. Mekanı Cennet olsun.