1 Şevval 1438 | 25 Haziran 2017 Pazar

CANLI DİNLECANLI DİNLE

Ben Anadoluyum

Ana Sayfa Haber

BEN ANADOLUYUM

Bir yanımdan şafak sökerken bir baştan bir başa,

Her gün selam veriyor güneş kurda kuşa.

Dört mevsim bir yaşarım, yok cihanda böyle bir eş,

Akşam sefasından, ufuklardan batıyor güneş.

 

İşte ben Anadoluyum, yiğidim, çatıktır kaşım,

Bir babanın öz oğluyum, yedi kardeşim.

Yedi oğlum vardır, biri Aras’tır, bir ucunda serhat,

Bir kızım vardır, Dicle’dir, bir oğlum var Fırat.

 

İki ikizim var Seyhan-Ceyhan, kıskançlık verirler yâda,

Her nesneye can verilir yeşil Çukurova’da.

Bir oğlum vardır, uzun boyludur, rengi kızıl ya,

Bir kızım vardır, kaşları hilâldir, adı Sakarya.

 

İşte benim ben, ben Anadoluyum!

 

Ben Türküm, Kürdüm, Zazayım, Lazım, Çerkezim, Dadaşım.

Dedik ya; bir babanın oğluyum, yedi kardaşım.

Ben Karadeniz’de Lazım, Hazar Denizi’nde Abhazım,

Bir elimde kemençe, bir elimde sazım.

 

İşte benim ben, ben Anadoluyum!

 

Ağrı Dağı’nda güvercinim,

Bitlis’te Ahlat, Van’da Gevaş’ım,

Ben Bingöl dağlarında çobanım, Muş ile kardaşım.

Hakkâri’de Ahmed-i Hâni, Feqiye Teyran’a kuşum,

Ben Cizre yollarında Mem u Zin ile yoldaşım.

 

Batman’da petrol, Diyarbakır ovasında pamuk,

Melik Ahmet dükkânında kumaşım.

Ben Siirt’te Koçero, Mardin’de süryaniyim, Antep’te Şahin,

Urfa’da Halîlü’r-Rahman sofrasında aşım.

Ben Erzincan’da Terzi Baba, Elazığ’da gakgoşum,

Munzur’da alevi, Sivas’ta kızılbaşım.

 

İşte benim ben, ben Anadoluyum!

 

Ben Hatay’da Arabım, Habîb-i Neccar’a yandaşım,

Ben Malatya, Adıyaman, ben Maraşım,

Ben Kayseri, Kırşehir, Kırıkkale, eğilmez başım.

Yozgat, Tokat, Ankara, vatan duvarında taşım.

Adana, Antalya, İzmir, Bursa’dan hoşum,

Sakarya, İzmit, İstanbul aşkıylan sarhoşum,

Ege’de efe, Trakya’da roman, Marmara’da mamoşum.

Ben yurtta sulh, cihanda barışım,

Ben Kur’ân-ı Kerîm ışığında çağdaşım,

Ben Anadolu erenleri Mevlânâ, Yunus, ben Hacı Bektaşım!

 

Ey sevgili kendine gel! Sen bensin, ben sizim,

Çanakkale’de yatan binlerce kefensizim.

Beni benden ayırmak ne mümkün!

Aynı bedenim, aynı kemiğim, aynı tırnağım, aynı dişim,

Ben anayım, ben babayım, ben dayı, yeğenim, ben eşim.

 

Yâ Rabbi! Sana arz-ı niyâzım var; ayırma beni haktan.

Yâ Rab! Koru beni düşmanlardan, dış mihraktan.

Otuz beş yıldır ne baharım var, ne yazım, mevsimde kışım.

Ben üzgünüm, ben kırgınım, ben ağlayan gözlerde yaşım.

Ben Gürhan’ım, garip ozanım, bu topraklarda vatandaşım.

 

Hacı Gürhan