4 Şaban 1439 | 20 Nisan 2018 Cuma

CANLI DİNLECANLI DİNLE

Güncel

Ana Sayfa Haber Güncel

İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI - 1

Son Güncelleme: 2 ŞUBAT 2018 - TSİ 16:45

Türkiye’nin dönem başkanlığını sürdürdüğü İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), eski adıyla İslam Konferansı Teşkilatı, geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin çağrısı üzerine İstanbul’da olağanüstü toplandı.

"İslam dünyasının hak ve çıkarlarını korumak, üye devletler arasında iş birliği ve dayanışmayı güçlendirmek" amacıyla Fas’ın başkenti Rabat’ta 25 Eylül 1969'da gerçekleşen bir toplantı sonucunda kurulan ve Suriye’nin üyeliğinin askıya alınması ile şu anda 56 üyesi bulunan İslam İşbirliği Teşkilatı'nın merkezi Suudi Arabistan - Cidde'de bulunuyor.

Üye sayısı itibariyle Birleşmiş Milletler'den (BM) sonra en büyük ikinci uluslararası teşkilat olan İİT, kuruluş amacı itibariyle üye ülkeler arasında sadece dini değil; ekonomik, siyasal ve sosyo-kültürel alanlarda iş birliği ve dayanışmayı artırmayı hedeflemektedir.

Üye ülkelerin toplam nüfusunun dünya nüfusunun altıda birini oluşturmasına ve bu ülkelerin dünya enerji kaynaklarının yüzde %70’ine, ham madde kaynaklarının ise %40’ına sahip olmasına rağmen, üye ülkelerin dünyadaki ticaret hacmi ve gayri safi yurtiçi hasıla toplamı açısından oranı %2 düzeyinde kalmaktadır.

Kuruluşundan bugüne geçen 48 yıl içinde etkisi ve işlevi çokça tartışılagelen İİT, toplantı sonuç bildirgelerinde yer alan ve bir somut eylem içermeyen, “kınama”, “endişe duyma”, “çağrıda bulunma” ifadeleri nedeniyle eleştirilirken, D-8 gibi iş birliğini sağlamaya yönelik alternatif arayışların ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Geçtiğimiz onlarca yıl içinde Müslümanların yaşadığı sorunların ve karşılaştıkları haksızlıkların giderilmesi noktasında adımlar atması ve üye ülkeler arası iş birliği ile somut faydalar üretmesi beklenen İslam İşbirliği Teşkilatı, zirvelerinin sonunda yayınlanmış bildirgeler dışında herhangi bir sonuç ortaya koyamadığı gibi üye ülkeler de birbirleriyle uyumlu istikrarlı bir yaklaşım sergileyememiştir. Ayrıca İİT geçmiş yıllarda alınmış olan kararların uygulanması konusunda gösterilen zafiyet nedeniyle de ciddi eleştirilerin hedefi olmuştur.

Küresel ortamda yaşanan olaylara Müslüman bakışı sunma, mezhepler arası rekabet ve çatışmayı durdurma gibi konularda bir ittifak zemini oluşturması arzulanan İİT, işte bu beklentiler ve eleştirilerin gölgesinde dönem başkanı Türkiye’nin çağrısı ile olağanüstü gündemle toplandı.

13 Aralık 2017’de İstanbul’da gerçekleştirilen olağanüstü İİT zirvesinde “Doğu Kudüs’ün, Filistin’in başkenti olarak tanınması” yönünde bir çağrı yapıldı. Bu çağrıdaki Doğu-Batı Kudüs ayrımı dikkat çekerken, çağrının nasıl bir etkiye sebep olacağının anlaşılması açısından gözler üye ülkelerin önümüzdeki günlerde izleyeceği siyasete çevrildi. 

Bu olağanüstü toplantının ardından, 20 yılı aşkın süredir İİT ile muhtelif konularda işbirliği içinde olan BM de Kudüs konusunu hem Güvenlik Konseyi hem de Genel Kurul oturumlarında gündeme taşıdı. Yapılan toplantı ve oylamalar neticesinde üye ülkelerin yaklaşımları İİT ile uyumlu sonuçlar ortaya konulmasına vesile oldu. Gösterilen gayretlerin neticesinde faydalı sonuçlara ulaşılabileceğinin bir işareti olan son gelişmeler ışığında Müslümanlar arasında etkin işbirliği tesisinin önemi bir kez daha gözler önüne serildi.

Bu iş birliğinin araçlarından biri olmaya aday olan İİT’nin etkin bir yapıya kavuşması için üye ülkelerin ihtilafa düştükleri konuları bir an önce çözüme kavuşturup, oluşturulmak istenen mezhep eksenli ayrılıkları ortadan kaldırarak ortak irade göstermeleri, aldıkları kararların fiili hale gelmesi sürecini takip etmeleri ve bunun için yaptırım gücüne kavuşmaları gerekmektedir.

Tarihçesi dikkate alındığında İİT’nin işlevsel bir kuruluş olması yönündeki beklentilerin karşılanması, ancak güçlü bir mutabakat altyapısı ile tüm dünya Müslümanlarının sorunlarının ele alınarak çözüm için somut adımların atıldığı, ekonomik ve siyasi alanda mutlak bir güç birliği ile oluşturulacak, bir etnik grup veya mezhebin ön plana çıkmadığı bir ittifak zemini ile mümkün olabilecektir.