15 Muharrem 1440 | 25 Eylül 2018 Salı

CANLI DİNLECANLI DİNLE

Hayat

Ana Sayfa Haber Hayat

Ofiste hemen tanıyabileceğimiz dört işkolik!

Son Güncelleme: 27 ŞUBAT 2018 - TSİ 12:11

İnsanlar farklı sebeplerden işlerine sarılır, birer işloliğe dönüşürler. Sebep ne olursa olsun, sonuç benzer şekilde kötü sonuçlanır.

Malissa Clark hayatını işkolikliğe adamış. Hayır, kendisi işkolik değil! University of Georgia’da psikoloji doktoru olan Clark’ın çalışma alanı işkoliklik. İşkolik olmak son yirmi yılın hiç alçalmayan trendi. Clark Fast Company’de yayınlanan makalesinde ‘neden işkolik oluruz, işkoliklik nedir, ne değildir’i basit dille tartışıyor, birçoklarımızın işkolik tanımını yerinden sarsıyor.

Çevremizdeki herkes yakın çevresinden bir kişiyi işkolik olarak gösteriyor veya kendini işkolik olarak tanımlıyor. Son yıllarda işkolikliğin tanımı dört ana alanı kapsayacak şekilde değişmiş durumda: işkolikliği motivasyonel, zihinsel, duygusal ve davranışsal elementlere odaklanarak tanımlamak mümkün. Yani, “Neden işkolik oluyoruz?” sorusunun kaynağına iniyor.

Neden?

Motivasyonel: İşkolikler işlerine tutkuyla bağlı insanlardan farklılar. İşlerini sevmiyorlar, sadece içlerinden gelen o küçük ses onları baskı altına alıyor ve kendilerini çalışmak zorunda hissediyorlar. Diğer bir deyişle, çalışıyorlar çünkü çalışmak zorundalar, başka seçimleri yok.

Zihinsel: Çalışmadıklarında bile sürekli kafalarından işle ilgili düşünceler geçiyor, iş yapmadıklarında şalteri kapamak ve işle ilgili hiçbirşey düşünmemek gibi bir alternatifleri yok.

Duygusal: Çalışmadıklarında işkolikliklerin içini negatif duygular kemiriyor. Huzursuzluk, suçluluk, ansiyete içinde kıvranıyor, bu duyguların önüne geçmek için de çalışmaya devam ediyorlar… Sürekli.

Davranışsal: Kurumlarının onlardan beklentisinin çok üzerinde çalışmayı normal kabul ediyorlar.

İşkolikliğe sebep olan, insanları işkolikliğe iten kaynaklar düşünüldüğünde, kişiye özgü ihtiyaçlar, dış faktörler ve kisilik özellikleri etkili olabiliyor.

İşkolikliği ne iter, ne itmez?

Muhtemel bir açıklama kişinin en temel ihtiyacı olan yeterli olma arayışından ileri geliyor. Özellikle de hayatının belli alanlarında istediği gibi olamıyorsa, kendini işe vererek o alanlardaki problemleri görmezden geliyor ve zamanının ve çabasının çoğunu işe harcıyor. Çok zaman harcadığı gibi, işteki yeterlilik seviyesi artıyor ve kendini bu sayede tatmin olmuş hissediyor. Kontrolde ve konusuna hakim oluyor. Yeterlilik ihtiyacını doyurmuş oluyor.

Kendini işkolik seviyesine işe vermek daha derin psikolojik yaraları hissetmemekte ve problemleri yokmuş saymada sıklıkla tercih edilen bir yöntem. Kişi bunu bilinçli olarak yapmıyor, çoğu zaman ancak yoğun olduğundan, hep işi düşündüğünden kendini düşünecek zamanı olmuyor. Travmalarını yok sayarak hiç olmamış gibi geçiştirebilmeyi umuyorlar. Çoğu zaman bu yöntemle yakın dönemi atlatıyorlar ancak eğer kendilerini dinlemezlerse orta ve uzun evrede daha büyük psikolojik problemlerle karşı karşıya kalıyorlar.

Kişiyi işkolik olmaya iten bir diğer güç bazı kişilerde baskın görünen bazı kişilik özellikleri. Genelde, işkoliklerin vicdanlı, dürüst, dışa dönük ve hafif nevrotik özelliklere sahip kişiler olduğu gözlemlenmekte. Bu ilişkilendirmenin çok da güçlü olmadığı, bu sonuçlara varan çalışmalarda çok sayıda değişken faktöre rastlandığının altını çizmekte yarar var. İşkoliklik ve kişilik özellikleri arasında en büyük korelasyonun A tipi kişiliklerde meydana geldiği görülüyor: başarılarla motive olan ve mükemmeli hedefleyen kişiler arasında. Az sayıda çalışma olmasına rağmen, narsistlik ve işkolikliğin birbirleriyle bağlantılı olduğu da gözlemlenmekte.

İşkoliklik konusunda spekülasyonlar oluşturan bir diğer grup uzman ise, işkolikliğin dış kaynaklar tarafından tetiklendiğini iddia etmekte. Doktorluk ve avukatlık gibi stresli, mükemmel sonuçların kritik olduğu mesleklerde, daha sık işkoliklere rastlandığı söyleniyor. Clark uzun saatler ve ciddi bir adanmışlık gerektiren işlerde çalışanların ille de işkolik oldukları tezine pek de sıcak bakmıyor. Ancak eğer bu mesleklerdeki kişinin işkolikliğe yatkınlığı varsa, işlerinde geçirdikleri uzun saatler, gösterdikleri dikkat ve çaba onları daha da uzun mesailere ve işlerinin tüm hayatlarını kaplamasına doğru itebilir.

İşkoliklikle ilgili bir diğer yanlış algı ise, eğer işini seviyorsan, işkolik olmalısın. Böyle bir tanım son derece yanlış. Yüksek seviyede işlerine bağlı, olumlu, kendilerini profesyonel anlamda tatmin eden kişileri işkolik olarak tanımlamak doğru olmaz. İşini seven ve en üst seviyede yapmaya çalışan profesyoneller işlerinden zevk alıyorlar diye işkolik ilan edilmemelidir. İşkolikler işlerine bayıldıkları için işkolik olmazlar, iş onlar için ağır bir zorunluluk olduğundan çalışmaları gerektiğine kendilerini inandırırlar.

İşkolik ve işini seven kişi arasındaki fark çalışmalarda çok net bir şekilde ortaya çıkar: işkolik suçluluk, anksiyete, sinirlilik ve hayalkırıklığı gibi negatif duygularla bilenirken ve bu duyguları çalışarak bastırmaya çalışırken; işini seven kişi kendini işine adayarak daha dikkatli, kendinden daha emin ve başarılı olduğunu hisseder.

Dünya Gazetesi / Değişim Yelpazesi

Etiketler: işkolik