15 Muharrem 1440 | 25 Eylül 2018 Salı

CANLI DİNLECANLI DİNLE

Hayat

Ana Sayfa Haber Hayat

Damar tıkanıklığında erken teşhisin önemi

Son Güncelleme: 19 ŞUBAT 2018 - TSİ 10:37

Boyundaki ana damarlar yani şah damarlarında oluşan kalınlaşma, sertleşme, plaklar ile daralmalar ve onlarla gelişen neticelere karotis arter hastalığı deniyor.

Bu kötü tablolara en çok insülin direnci, gizli ya da açık şeker hastalığı, hipertansiyon, kanda yüksek miktarda yağ bulunması ve aşırı tütün kullanılması durumlarında rastlanıyor. Yaş ilerledikçe riskiniz de artıyor. Fiziksel aktivite azlığı, fazla kilolu ya da obez biri olmak da mühim birer risk faktörü. Ailede “damar sertliği” hikâyesinin bulunması da maalesef önemli bir şanssızlık!

ALARM İŞARETLERİNE DİKKAT EDİN

Şah damarlarından kopup beyne ulaşan minik bir pıhtı veya plak parçasının oluşturabileceği ilk belirtileri bilmek çok mühim. Eğer eviniz ya da işyerinizde yaşı 50’nin, 60’ın üzerinde biri varsa, hele bir de o kişide sigara içme, şeker hastalığı, kolesterol-trigliserid dengesizliği, bel çevresi genişliği, insülin direnci, hipertansiyon, stres hikâyesi varsa bu belirtileri bilmemiz çok işe yarıyor. Zira erken dönemde yapılan tıbbi müdahaleler hayat kurtarıcı. Yani ZAMANA KARŞI YARIŞ durumu var. Geç kalmamak, vakit kaybetmemek çok mühim bir nokta.

MUHTEMEL BİR İNMENİN İLK İŞARETLERİ

- Konuşma ve/veya anlama güçlüğü

- Baş dönmesi ve/veya denge bozukluğu

- Sebepsiz ve ani başlayan baş ağrısı

- Vücudun bir yanında yüzü de içine alan güç kaybı.

ERKEN TEŞHİS İNMEDE DE HAYAT KURTARIYOR

Erken teşhis karotis arter hastalığında da çok önemli. Hem hastalığın ilerlemesini engellemek, muhtemel bir beyin krizini önlemekte, hem de oluşmuş bir krize erken müdahale ile kalıcı bir sorun (sekel, sakatlık) bırakmadan tedavi uygulamada erken teşhis çok mühim bir noktadır. Bu nedenle de tıpkı “kalp krizi” konusunda olduğu gibi “beyin krizi” konusunda da toplumumuzun bilinçlenmesi gerekiyor. Kalp krizi ile beyin krizi arasında “tehlikenin ağırlığı” arasında bir farkın olmadığını, her ikisinde de esas sebebin bizden, bizim dikkatsizlik ve bilgisizliğimizden kaynaklandığını unutmayalım.

HANGİSİ DAHA ÖNEMLİ? KALP Mİ, BEYİN Mİ?

Hangi organ daha önemli? Kalp mi, beyin mi? Yanıtı karmaşık. Herkesin farklı bir fikri var. Bence şu bilgi başlıktaki sorunun yanıtını bilmekten çok daha önemli: Kalbiniz için iyi ya da kötü olan beyniniz, beyniniz için iyi ya da kötü olan kalbiniz için de kötüdür.

ÖNLENEBİLİR Mİ? 

Kesinlikle! En azından kontrol altında tutma imkânımız hep var. Yeter ki erken teşhis konulsun. Kanda şeker, insülin, trigliserid, kolesterol değerlerinin düşürülmesi, sigara ve diğer tütün ürünlerinden uzak durulup “beslenme + aktivite + iyi uyku + stres yönetimi” dörtlüsünün iyi yönetilmesi halinde sorun daha en baştan kontrol altına alınıp önlenebiliyor. Plak varsa bile o plakların büyümesi, üzerinde “kopabilecek” kararsız pıhtı parçalarının gelişmesine engel olunabiliyor.

O PIHTILAR NEREDEN GELİYOR?

DAMAR SERTLİĞİ yaşlanmanın doğal neticesi ama herkesin damarları farklı hızda yaşlanıp sertleşiyor. Onun da hafifi, ortası, ağırı, basiti, önemsizi, riskli veya tehlikelisi var. Ama onda da “genetik miras bir kader” değil. Yaşlanmaya eşlik eden diğer pek çok sorun gibi o da “kontrol edilebilir” bir problem. Damarlardaki sertleşmenin, plaklar, pıhtılarla daralıp tıkanmanın bazen de bu plaklardan kopan pıhtı parçacıkları ile tatsız, hatta hayatı tehdit edebilecek süreçler yaşamanın en sık görüldüğü organlar ise kalbimiz ve beynimiz. Böyle bir “pıhtı kopması” veya “plak parçalanması” kalbi de beyni de aniden krize sokuyor. Kalpte “miyokard enfarktüsü” ile (yani kalp krizi), beyinde ise geçici ya da kalıcı felçlerle (beyin enfarktüsü) sonuçlanabiliyor. Yuvarlak bir rakamla, 60 yaş sonrası ölümlerin neredeyse yarısı bu “plak/pıhtı” meselesinin kalpte veya beyinde yol açtığı sorunlarla bağlantılı.

ERKEN TEŞHİS MÜMKÜN MÜ?

Risk grubunda olanların yıllık sağlık kontrollerinde beyindeki şah damarlarının da dikkatle değerlendirilmesi gerekiyor. Bana sorarsanız –ki sorun!- özellikle 50’li yaşlardan sonra sağlık kontrolü demek ciddi bir “damar kontrolünden geçmek” anlamına da geliyor. Ve bunun sadece risk grubunda olanlara değil, herkese yapılması gerekiyor. Risk grubundakilerin taramalarında ise daha da hassas davranılması, detaylara girilmesi lazım. Risk grubunda olan herkesin yıllık sağlık kontrollerinde boyun damarlarında “üfürüm” var mı bakılmalı ama sadece bununla da yetinilmemeli. Basit, ucuz, ağrısız, sızısız, sıradan bir inceleme olan karotis ultrasonografisi incelemesi de asla ihmal edilmemeli. Daha ileri testlere ise işin uzmanı hekimler (beyin cerrahları, nörologlar) karar vermeli.

Osman Müftüoğlu / Hürriyet